İsminize en uygun ismi bulmak ister misiniz?
Hanüman isminin anlamı: 1. Ev bark, ocak, yuva. 2. Ev halkı, çoluk çocuk. Hanüman ismi Farsça kökenli bir Kız ismidir.
Hanüman İsminin Anlamı Nedir? Hanüman İsminin AnaliziEzman: Gök, sema
Şuman: Zambak;güzellik
Hanbegüm: Hanın karısı, hükümdar eşi
Mihman: Konuk, misafir.
Handan: Gülen, şen
Leman: Titrek / Parlamak / ekin toplamak
Hannan: En merhametli, çok merhamet eden, rahmetlerin en güzelini gösteren. Rahman ve Rahîm olan ve çok merhametli olan Allah’ın isimlerinden birisi.
Hande: 1. Açılış, açılma. 2. Gülüş, gülme / alay etme, eğlenme
Hankız: Hükümdar kızı.
Hanife: Allah’ın birliğine inanan, iman eden
Hıraman: Salına salına, naz ve eda ile yürüyen.
Dilman: Dil bilen, güzel söz söyleyen. bk. Dilmen.
Iman: (Allah)
Neriman: Pehlivan, yiğit
Hanne: Hz. Meryem’in annesinin ismi. (Kaynak Bilinmiyor)
Hansultan: Hükümdar ve sultan.
Hanbeğendi: "Hanın hoşuna gitti anlamında kullanılan bir ad.
Hanbike: Hükümdar karısı.
Keriman: Eli açıklar, cömertler.
Hani: Mutlu, mutlu, sevinç
Esman: Her şeyin pahası, tutarları, semenleri. Bedeller, kıymetler, değerler
Şaduman: Sevinçli, neşeli. - bk. Şadıman
Hanzade: Hükümdar çocuğu
Gökduman: Göğe yükselen duman.
Hanzale: Zakkum. Zakkum ağacı. Ebu Cehil karpuzu denilen portakal büyüklüğünde mevyesi çok acı bir nebat. Karga kabağı diye de adlandırılır.
Hanımkız: Ağırbaşlı kız.
Peyman: Yemin, ant.
Hanüman: 1. Ev bark, ocak, yuva. 2. Ev halkı, çoluk çocuk.
Hanna: Tanrı'nın Grace
Hanım: Soylu kadın, bayan
Hansa: Kuğu.
Hanameel: Tanrı'dan gelen lütfu, Tanrı'nın bir armağanıdır
Hanbiken: Hükümdar karısı. - bk. Hanbike
Kaman: Dağların doruğuna yakın olan yerler.
Sakman: 1. Uyanık, akıllı kimse. 2. Sessiz, sakin kimse.
Hanefi: Allah´ın birliğine iman eden.
Abdal-Rahman: Merhametlilerin Servant
Ayman: Ay gibi ışıklı, güzel kimse.
Günerman: Yiğit soydan gelen aydın kimse.
Hanan: Tanrı'nın sevgili / Hediyelik, Bağışlama, şefkat, hassasiyet
Naaman: hoş
Hanedan: Peygamber, hükümdar veya devlet büyüğü gibi bir kimseye dayanan soy, büyük aile.
Uzman: Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan kimse.
Usman: Akıllı, zeki kimse.
Osman: 1. Toy denilen, kazdan büyük bir kuşun yavrusu / Ateş gibi adam (Odman= Od +Man) Bir tür kuş veya ejderha. 2. Hz. Muhammed in damadı, üçüncü halife. 3. Osmanlı İmparatorluğu nun kurucusu ve ilk hükümdarı.
Hyman: Hayat
Salman: Özgür, hür
Koman: Umut.
Tarıman: Tarımla uğraşan kimse, rençper.
Hanifi: Doğru, temiz, pak. İslam dinine sımsıkı bağlı olan kimse. İslamiyetten önce tek Tanrı’ya inanan.
Behman: Filân, filânca. Celali takvimde Farsça bir ay adı (21 Ocak – 19 Şubat tarihleri arasına denk gelir).
Abdalrahman: merhametli bir kulu
Abdurrahman: Rahmet sahibi olan Allah ın kulu.
Sayman: Hesap işleriyle uğraşan kimse.
Yalman: 1. Kılıç, kama, bıçak, mızrak vb.nin ağzı veya ucu. 2. Sarp, dik. 3. Eğik, eğinik.
Çağman: Çağın insanı.
Kirman: Hisar, kale.
Toraman: Güçlü, kuvvetli kimse.
Danışman: 1. Bilgili ve düşüncesinden yararlanmak için danışılan kimse. 2. Bilgin.
Özerman: Gerçekten yiğit, kahraman, yürekli kimse.
Hanif: 1. İslam dinine sımsıkı bağlı olan kimse. 2. İslamiyetten önce tek Tanrı´ya inanan.
Uluman: Ulu, yüksek, saygın kimse.
Eryaman: Güçlü becerikli yiğit.
Akerman: Dürüst, soylu, temiz kişi.
Jorman: Tanrı tarafından Yüce
Güman: 1. İnanç. 2. Kanaat. 3. İstek, heves. 4. Neşe.
Özman: Özü sağlam, iyi kişilikli kimse.- bk. Özmen
Tanman: Şafak vakti gibi parlak, güçlü kimse.
Bayman: Varlıklı, saygın kimse.
Hıfzırrahman: Merhamet eden, acıyan Allah’ın koruyuculuğu.
Rahman: Acıması bol olan
Nayman: 1. Sekiz. 2. Batı Moğolistan´da yaşayan sekiz kabileden oluşan topluluk.
Bediüzzaman: Zamanın güzelliği.
Talayman: Deniz adamı, denizci.
Kınayman: Çalışkan, etkin kimse.
Zaman: Vakit, çağ.
Işıman: Parlak, aydınlık yüzlü kimse.
Han: 1. Eski Türklerde kağana bağlı veya kendi başına buyruk, ikinci derecede bir devlet başkanı. 2. Osmanlı Padişahlarının adlarının sonuna getirilen san.
Ataman: Ata kişi, başkan, önder.
Selekman: Cömert, eli açık kimse.
Lokman: Tarihteki en ünlü tabibin adı (Lokman Hekim)
Abdirahman: Rahmân ve Servant
Hanalp: Yiğit, cesur hükümdar.
Hankan: Han soyundan gelen kimse.
Abdulrahman: merhametli Tanrı köle
Özkerman: Sağlam, temiz yürekli kimse.
Akıman: Cömert, eli açık kimse.
Suleiman: Barış
Kerman: Hisar, kale. - bk. Kirman
Zalman: huzurlu ve sakin
Çakman: Amacına erişen, ulaşan kimse
Saloman: Huzurlu
Kırman: Saçlarına ak düşmüş adam.
Gılman: Cennet’te hizmet gören delikanlılar.
Ferman: 1. Buyruk, emir. 2. Tanrı buyruğu.
Lukman: Wise, Akıllı
Hananel: Tanrı'nın uzlaştırılması
Tarman: Tarımla uğraşan kimse, rençper. - bk. Tarıman
Kahraman: Savaşta yiğitlik gösteren, cesur
Sulayman: Barış
Özalpman: Özünde yiğit olan kimse.
Başarman: Yaptığı işleri başarıyla sonuçlandıran kimse.
Duman: Bir maddenin yanmasıyla çıkan kara ve esmer renkli gaz.
Erkman: Güçlü, etkili, sözü geçer kimse.
Çarman: Neşeli.
Salaman: Barış
Hanani: Benim lütuf benim merhamet
Uman: Umudu olan, bekleyen, umutlu.
Akman: 1. Temiz, beyaz, güzel insan. 2. İhtiyar. Yaşlı kimse
Haman: gürültü gürültü
Tağman: Dağ gibi iri yarı, gösterişli kimse.
Demirman: Demir gibi güçlü, sağlam kimse.
Acarman: Çevik, becerikli, girişken insan.
Hannibal: Değerli
Numan: 1. Kan. 2. Gelincik
Denizman: Denizci.
Hanbey: Hükümdar ve bey.
Uçman: Uçan, uçucu.
Berkman: Güçlü, sağlam kişilikli kimse.
Erman: Erdemli yiğit
Yaman: Güç etki ve beceriklilik sahibi
Luqman: Bilinmeyen
Çokman: Topuz, gürz.
Êzman: Gök Yüzü
Ahiman: sağ kardeşi
Acunman: Çok ünlü, tanınmış kimse. Dünyaca tanınmış, ünlü.
Okman: 1. Ok gibi hızlı, güçlü kimse. 2. Okçu.
Nachman: Meevoelenden
Hanzala: Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretleri. Uhud şavaşında şehit olmuştur. Hanzala hazretleri henüz yeni evlendiği günün gecesi, Uhud harbi haberini alır almaz boy abdesti alma fırsatını bulmadan Uhuda gitmek üzere hemen sahâbenin arkasından koşmaya başlamış ve eshâbının arasına katılmıştır. Uhud Savaşı´nda şehit olmuştur.
Hanbek: Güçlü, kuvvetli hükümdar.
Süleyman: 1. Huzur, sükûn.2. Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.Hz.Davud un oğlu
Eman: Emniyet. Korkusuzluk. Af ve yardım dileme. Eminlik. Himaye etmek, güvence vermek.