İsminize en uygun ismi bulmak ister misiniz?
Kayran isminin anlamı: 1. Orman içindeki ağaçsız alan. 2. Kayan yer. 3. İnce çakıllı, kumlu toprak. Kayran ismi Türkçe kökenli bir Erkek ismidir.
Kayran İsminin Anlamı Nedir? Kayran İsminin AnaliziAmiran: (a:miran)
Kayan: 1. Akarsu, sel. 2. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar.
Kamuran: Dileğine kavuşmuş olan. İsteğine kavuşmuş olan, mutlu.
Ümran: Mutluluk bolluk bereket / Bayındırlık
Kayra: Yüksek büyük tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik lütuf, ihsan atıfet, inayet.
Umran: 1. Bayındırlık, mamurluk. 2. Uygarlık, ilerleme, refah ve mutluluk. - bk. Ümran
Sayran: Öten, cıvıldayan, şakıyan.
Seran: Işıklı, parlak.
Niran: 1. Ateşler. 2. Cehennem.
Nuran: Işıklı, nurlu, aydın
Bedran: Sert başlı at. Daima. Hoş, latif, yakışıklı. NOT: İsmin anlamı hakkında kesin bir kaynak bulamadık.
Mahidevran: "Mah", Ay ya da güzel yüz, "Devran" devir ya da zaman anlamına geliyor. Mahidevran ise "zamanın güzeli, devrin güzeli" anlamına gelmektedir. Mahidevran Sultan Kanunş Sultan Süleyman´ın eşlerinden.
Meran: Yasemin
Kaymak: 1. Sütün yüzünde toplanan yağlı katman 2. En seçkin, en güzel.
Kayla: Pür, saf, katıksız Kötülükten uzak, masum.
Hicran: 1. Bir yerden veya bir kimseden ayrılma. 2. Ayrılığın verdiği büyük üzüntü, keder.
Deran: Güzellik. Derhal, o anda, hemen. (Osmanlıca’da yazılışı: der-an)
Gufran: Bağışlama. Allah’ın günahları affedip örtmesi, rahmeti.
Cheran: Öfke
Bürran: Keskin, kesici.
Perran: Uçan, uçucu
Piran: Yaşlılar, ulu erenler, ermişler.
Efran: Neşeli, keyifli, sevinçli olan kimse. Mesrur. (Kaynak Bilinmiyor)
Mihran: Nehir. Mihran, Pakistan;’ın Sindh eyaletinde bir Nehri’nin adıdır. “Güneşle ilgili” anlamına geldiğini düşünüyoruz (Ermenice). NOT: İsmin Ermenice anlamını yaptığımız araştırmalara rağmen tam olarak tespit edemedik. İsmin Ermenice anlamı hakkında bilgi sahibi olanlar yorum yaparak bizi bilgilendirebilir.
Şükran: İyilik bilme, minnettarlık
Zafaran: Baharat
Neyran: 1. Ateşler. 2. Cehennem. - bk. Niran
Kaynak: 1. Bir suyun çıktığı yer. 2. Neşe, sevinç. 3. Eğlendirici, neşeli kimse.
Kayar: Gurur.
Kayı: 1. Yağmur, sağanak, bora. 2. Sağlam, güçlü, sert.
Eliran: Aman şarkı
Altınbaran: Üstün nitelikli, değerli kimse.
Sehran: Geceleri uyanık duran.
Kayatekin: Kaya gibi güçlü kimse.
Haran: dağlık ülke
Kayagün: Kaya gibi güçlü ve yakışıklı kimse.
Yurtkuran: Ülkeyi yöneten kimse.
Kayahan: Kaya gibi sert hakan
Dikran: Okçu atıcı.
Kayaalp: Kaya gibi güçlü yiğit.
Kayrahan: İyiliksever hükümdar.
Emran: Kürkler, hayvan derileri.
Kayaer: Kaya gibi güçlü kimse.
Kıran: 1. Çevre, kıyı, kenar. 2. Ufuk. 3. Tepe, yamaç, bayır.
Ocran: Bir rahatsız eden bozukluklar
Saran: 1. Kuşatan, çeviren. 2. Hasis, cimri.
Kayaş: Akraba, hısım.
Boran: Ardından yağış getiren şiddetli rüzgar.
Ferran: güvenlik, cesur koruyucusu
Hayran: 1. Hayranlık duyan, hayrette kalan. 2. Son derece beğenen, tutkun.
Biran: "Bir kez olsun hatırla" anlamında kullanılan bir ad.
Mîran: Mir
Demirkıran: Demiri kıracak kadar güçlü olan kimse.
Aaran: Gücü Mountain
Kayıhan: Güçlü hükümdar.
Evran: 1. Çok uzun boylu insan. 2. Kasırga, hortum. 3. Evren.
Ithran: özenle aramak için kalan
Caran: Güzel kokan bir tür çiçek.
Tiran: Kutsal kişi
Faran: İncil’de Mekke dağlarına verilen isim. Hz. Peygamber’in (s.a.a.) Faran dağlarında zuhur edeceği İncil’de haber verilmiştir.
Kayran: 1. Orman içindeki ağaçsız alan. 2. Kayan yer. 3. İnce çakıllı, kumlu toprak.
Kayatürk: Kaya gibi sert Türk.
Uran: Yetenekli, usta, becerikli kimse.
Kay: Yağmur, sağanak.
Kayser: 1. Eski Roma ve Bizans İmparatorlarının sanı. 2. Hükümdar.
Toran: 1. Güçlü, kuvvetli, iri yarı kimse. 2. Yiğit, kahraman.
Karan: 1. Kahraman, yürekli. 2. Karanlık.
Kayyum: Ezelî ve ebedî olan, değişmeyen.
Kayleon: sevimli
Kayın: 1. Kayıngillerderı, kışın yaprak döken, güzel görünüşlü orman ağacı. 2. Kardeş, hısım, akraba.
Özduran: Özü sakin olan kimse.
Taşkıran: Güçlü, kuvvetli kimse.
Kayacan: Canı kaya gibi güçlü olan.
Davran: 1. "Hazır ol, hazırlan" anlamında kullanılan bir ad. 2. "İşe giriş, el at, başla" anlamında kullanılan bir ad. 3. Hazırlık.
Onaran: 1. Düzelten, yararlı bir duruma getiren. 2. İyileştiren, tedavi eden. 3. Başaran, bitiren.
Kayle: dar (le passage)
Otaran: 1. Hayvanlar otlatan çoban. 2. Beğenen, isteyen.
Aran: 1. Kuytu, sıcak yer. 2. Yayla. 3. Düzlük, ova, kışlak. 4. Ilımlı, uyumlu, uygun.
Ahran: Gücü Mountain
Savran: 1. Deveci, devecibaşı. 2. Altın benzeri. 3. Merdiven.
Kayatimur: Kaya ve demir gibi sert, güçlü kimse.
Oran: 1. Ölçü, nispet, derece. 2. Tahmin. 3. Ölçülü, hesaplı. 4. Anlayış. 5. Abartma, abartı. 6. Özel işaret, nişan.
Theran: Tüm avcılık
Kays: Leylâ ile Mecnun hikâyesindeki Mecnun’un gerçek adı. Süngü miktarı.
Dewran: Çağ, Zaman
Erduran: Erkek çocuğun uzun ömürlü olmasını dilemek amacıyla kullanılan bir ad.
Ghufran: af
Kaya: Büyük ve sert taş kütlesi
Eran: Uyarı, Uyarı
Kayıbay: Sağlam, güçlü, sert kimse.
Kaygısız: Endişesiz, hiçbir şeye aldırış etmeyen.
Kayagündüz: Kaya gibi güçlü ve yakışıklı kimse.
Büran: Keskin, kesici.
Kamran: İsteğine kavuşmuş olan, mutlu.
Duran: 1. Yaşayan, varlığını sürdüren. 2. Dağ yolu. 3. Kalan. 4. Dingin, sakin, huzurlu.
Turan: Dünyadaki tüm Türklerin yaşayacağına inanılan ülke
Kaynar: 1. Bir suyun çıktığı yer. 2. Neşe, sevinç. 3. Eğlendirici, neşeli kimse.
Kaymas: Yılmayan, azimli, cesur. bk. Kaymaz
Kayraalp: İyiliksever yiğit.
İmran: 1. Evine bağlı kalan. 2. Hz. Meryem`in babası, Âl-i İmran: İmran ailesi. Musa, Harun-Meryem ve İsa. - Kur`an-ı Kerim`in 3. suresi.
Moran: Irmak, nehir, akarsu.- bk. Müren
Bargiran: Dertli
Kayhan: Güçlü hükümdar.
Kaysan: Bilge adam
Almiran: Princes
Zimran: şarkıcı üzüm
Yıldıran: Parlayan, ışıldayan, ışık saçan.
Baran: Yağmur. Varan, ulaşan. Yüce, ulu.
Erturan: Erkek çocuğun uzun ömürlü olmasını dilemek amacıyla kullanılan bir ad. bk. Erduran
Kayrabay: İyiliksever, saygın kimse.
Kayral: Kayrılan, himaye edilen kimse.
Kayıtmış: Geri dönmüş, geri gelmiş, vazgeçmiş.
Güran: "Çokça hatırla" anlamında kullanılan nir ad.
Kaymaz: Yılmayan, azimli, cesur.
Kaygusuz: bk. Kaygısız
Miran: Beyler.
Kayıt: 1. Araç, eşya. 2. Saban. 3. İş, güç. 4. Kış için ayrılan yiyecek.
Kaynarkan: Coşkulu, hareketli kimse.
Şiran: Aslanlar.